13 Aralık 2014 Cumartesi

Kitap Fuarı, Doğum Günü ve Açılan Çenem..




Öksüz gibi kalmış ya burası böyle. Acıdım bir an, eh, böyle sorumluluk sahibi olunca insan (!)... *-* Kasım güncemi bile girmemişim.  Kasımla aralığı ortak yazayım ben. Ama size bu yazıyla yokluğumda ne yaptığımı, sizleri neden bensiz bıraktığımı bir anlatayım dedim. Beni özlediniz mi bu aradaaa? Özleyen var mıııııııııı????? *-*

Konya Kitap Günleri vardı, duymuşsunuzdur belki. 28 Kasım - 7 Aralık arasıydı. Benim o ara vizem vardı ama ben ne yaptıım, ilk gün evden erken çıktım. Sabah 10'da açılıyordu kapılar, ve ben 10.02'de girdim çadıra. Meydana büyükçe bir çadır kuruldu da. Daha stantlar tamamlanmamış orda, ben dolanıyorum millet 'deli mi bu kız' bakışları atıyor falan. Konya'da okuma oranının pek düşük olduğu konusunda iddiaya girerim, evet. Hızlı adımlarla çıktım ve sınavıma girip akşam üzeri geri döndüm. Evettt kitap aldım. 


Ama konumuz kitap almış olmam değiil, yüzsüzlük edip bir stant görevlisine "Abi, stantta görevli olmak için nereye başvurmam gerekiyor?" diye sordum. Sonrası şöyle gelişti.

-Stantta mı çalışmak istiyorsun sen?
+Eveet.
-Düzenli çalışacak mısın?
(Bu kısımda beynimin mantıklı kısmı okul ve devamsızlığı ortaya atarak dürttü beni amaaa...)
+Evett.
-On gün düzenli çalışacak mısın?
+Eveet.
-Numaranı bırak, akşama arayayım, detaylı konuşuruz, yarın başlarsın.

Ve ben anneme konuyu açtım şirin şirin. İzin vermesinde, vize sonrası sınıfımızın tamamının memlekete gitmesi, dinlenmesi nedeni yatıyor. *Teşekkürler sınıfım, teşekkürler...* 

Patronum, benim geçen sene fuarda tanıştığım Zey ablanın patronuymuş. Yani bizim meşhur kitapçılarla dolu rampalı çarşıda her zaman alışveriş yaptığım dükkana aitmiş stantlar. 

Ertesi gün sabahtan başlayamasam da -bir vizem daha kalmıştı- akşam üzeri başladım. İlk bir iki gün gelene gidene çekingen davranan ben son günlere doğru insanlara pazarcı çırağı misali "Gelll ablaaa, kitaba geel, tanesi beş liraaa," ya da "Kitabımız varr, beş lira on lira beş lira on lira," tarzı seslenmeye başladım. -Abartıyorum. Beş lira on lira kısmı doğru ama, orası abartı değil.- 

Bir hafta devamsızlık yaptım, okula gitmedim ama zevkle çalıştım sabah 10 akşam 9 arası. Kitapları okumak kadar zevkliydi satması. Bizim stantta da imza günleri oldu. Ferdi Bişkin -Subliminal A.Ş.-, Hasibe Akdiş -Hazan Rüyası-, MÇA -Bana Seni Seviyorum Deme Sev-, Ahmet Balaban -Ömür Yarım- geldi. Hazan Rüyası ve Bana Seni Seviyorum Deme Sev'i imzalı aldım Gerçi BSSDS pek bana göre bir kitap değildi ama imzalı kitap malum. Ahmet Balaban'dan da alacaktım ama o ara stant değiştirdim ve satış yapacağım diye aklıma bile gelmedi. 

Birde doğum günüm ayın 5'i idi. En yakın arkadaşım gelemedi, İstanbul'da okuyor kendisi. *Burdan sevgi ve selamlarımı iletiyorum. :D* Ben sabahın körü somurtarak gittim standa. Bir yandan burnum akıyor, grip olmuşum, bir yandan arkadaşımın olmamasının iç sıkıntısı. Stanttaki arkadaşlarım Asena ve Burak bana pasta getirdi. Mumlu! Hiç mumlu pasta görmedi mi bu görgüsüz demeyin, her sene çocuk gibi sevinirim. -19'uma girdim, çocuktan sayılıyor muyum halen? *-*- 

Zey abla akşam bana totem misali harika ötesi bir hediye etti. Allah'ım nasıl mutlu oldum anlatamam. Diğer bir en yakın arkadaşım geldi çıkışta. Oradan da bir pasta, hediyeee. Kat kat mutluluk. İstanbul'daki bitanesi kargoyu bu arkadaşıma gönderiyor, ve pastayı üfleyeceğimde arıyor. Görüntülü görüşüyoruz, sanki yanımda. Harikaydı, gerçekten mutlu ettiler. 

Ama doğruyu söylemem gerek, ben onun yokluğunu hissetmiyorum, hani özlem bazen vuruyor doğum günü sabahımda olduğu gibi ama hissetmiyorum işte. Bu onu sevmediğimden değil. Sebebi gönüllerin bir olmasından. Bana kalırsa gözden uzak gönülden uzak lafı ancak aşk denilen o yaşamadığım şeyde oluyor ki atalar öyle söylemiş. Ama kardeş gibi sevdiğin insan gönlünden ırak olamaz. Bizim gönüllerimiz bir bi kere, tamam mı? Sevgi pıtırcığı olmayı sevmiyorum, yeterince uzattıım. Geçelim buraları, okuduğunuz gibi silin kafanızdan. -.-

Yeni insanlar tanıdım, yeni bir tecrübem oldu, eğlendim, mutlu mesut çalıştım. Doğum günümü kutladım. Ve fuar bitti. Ben nasıl böyle çabuk bağlanıyorum, ertesi günüm depresif. Sorunlarımdan bir tanesi, bağlanmayı bırakmam gerek ki mutlu olayım. Duygularımı uç noktalarda yaşıyorum, sevdiğimde tutamıyorum veriyorum içimde biriken sevgiyi karşı tarafa. İçimdeki noncentilyon kamyon sevgiyi nereye dökeceğimi bilemez haldeyim, ben bencil değilim, sevgi doluyum tamam mı? Siz bilmiyorsunuz.

Not 1: Evet o 'noncentilyon'a internetten baktım. Sayının yanında 2703 tane sıfır koyuyormuşsun falan.. Şşhhh... *-*
Not 2: Bu sevgi konusuna nereden geldim ben şimdi, bağlanma falan, neredenn, nereye. Son cümlelerimi sarf edip kapatacağım şimdi konuyu, depresifim demiştim ya, daha geçmemişse demek ki, hoşgörün. ^^


-Kendime bir okuma, alınacaklar, izlenenler listesi çıkaracağım inşallahhh, tembellik etmez isem.
-Blogumdaki çalma listesini yenileyeceğim.
-Belki küçük değişiklikler yaparım, bilmiyorum. Yapayım değil mi?


Teşekkür ve Emeği Geçenler Kısmı:
*Buradan beni doğum günümde İstanbul'larda bile olsa yalnız bırakmayan bir tanecik minik'e.

*Minik ile iş birliği yapan abime.

*Eda'ya, beni ziyarete geldiğin için ciğerim.

*Stanttaki arkadaşlarım Asena ve Burak'a. 

*Diğer stanttaki arkadaşım Özlem'ye.

*Patronuma, beni işe aldığı ve başlarda çekingen olduğumdan ve çok bir şey satamadığım halde beni kovmadığı için, hediyeleri için.

*Zey ablama, hele ki o hediyenin üzerindeki not için. Ve benim dertlerimi dinlediği için.

*Babama. Bana kıyamadığı için. Onu kısıtladığım halde beni sevdiği için. 

*Anneme. En çokta anneme. Bana nasıl dayanıyor bilemiyorum. Sevgisiz olmasa bile bencil bir çocuğa sahip. En çokta ona karşı. Nazım en çok ona geçiyor benim çünkü. Ve beni yine de çok seviyor. Hala pişman olmamış gibi, anlayamıyorum. *-* :D Şaka bir yana -belki de şaka değil, ben bile emin olamadım şu an- anneme beni dünyaya getirme cesaretini gösterdiği için, geldiğimde hiçbir zaman sevgisini esirgemediği için, sırtımı yasladığımda her zaman ardımda, yanımda olduğu için ve ilerde de olacağını bildiğim için teşekkür ediyorum. Resmi mi oldu bilmiyorum ama ben sevgimi dile dökme konusunda hep sorunlu olmuşumdur zaten.

*Ve size, sonuna kadar okuduğunuz için. ^^ Birde çok harf kullandım mekan ve isim tanıtırken, ona bir çözüm bulurum ilerleyen yazılarımda. 

Güya son cümleler demiştim, yazmıyorum yazmıyorum, çenem açılıyor sonra. Bitti bitti. ^^ Gidiyorum. Kendinize cici davranın e mi? Hoşçakalıın. :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...